Ana içeriğe atla

GODOT'YU BEKLERKEN DRAMATURGİ RAPORU

GODOT’YU BEKLERKEN OYUNUNUN DRAMATURGİ RAPORU

1.KİMLİK ÇÖZÜMLEMESİ

   1.1.Oyunun adı: En Attendant Godot

   1.2.Yazarı: Samuel Beckett

   1.3.Yazıldığı yıl: Bin dokuz yüz kırk dokuz

   1.4.Bölümlenmesi: Oyun iki perdeden oluşmaktadır.

   1.5.Başlığın tam çevirisi: Godot'yu Beklerken

   1.6.Türkçe’ye çeviren: Tuncay Birkan

   1.7.Konu: Oyun, bir kır yolunda geçer. Yırtık pırtık kıyafetlerle sahneye gelmiş olan Gogo ve Didi ile oyun başlar, bu isimler onların sahne isimleridir. Sahne giysileri içinde rahat değillerdir. Didi’nin şapkası kafasına batar, Gogo’nun ayakkabısı ayağını vurur. Didi kasık ağrılarından dolayı gülemez ve Gogo güçlükle hareket eder. Bu iki başat karakter, oyun boyunca diyalog içinde gibi görünseler de çoğunlukla cümleleri yarım bırakırlar, tekrarlar kullanırlar, bir fikri bitirmeden diğerine geçerler, ya da Didi konuşurken Gogo uyur. Birbirlerine söyleyecek çok şeyleri ya da belki hiçbir şeyleri yoktur. Boş konuşurken birbirlerini yeni tanıyor gibi hissettirirler. Öyle ki Vladimir ‘’şair olmalıydın sen’’ derken Estragon ‘’şairdim’’ der. Bu iki kişi belki dünyanın küçük bir özeti gibidirler. Hiçbir şey yapmazlar, geceyi sefil yerlerde geçirirler ve sabah tekrar aynı yerde buluşurlar. Yaptıkları tek doğru ve iyi iş belki de onları bu durumdan kurtaracak olan Godot’yu beklemektir. Didi ve Gogo aslında pek de zekice olmayan, sıradan, bayağı konuşmalar yaparlar. İlk perde de Pozzo ve Lucky ile karşılaşırlar. Vladimir ve Estragon bu gelen adamı ve uşağını Godot zannetmiştir o yüzden ona karşı ihtiyatlı davranırlar, Pozzo geldiğinde ona sorular sorarlar ve heybetinden etkilenirler eğer Godot bu adamsa şanslı olduklarını düşünürler. Elindeki kırbaç ve ip ile Lucky’yi kölesi gibi kullanan  Pozzo, her istediğini yerine getirir. Sonunda Pozzo bu iki aylaktan etkilenir ve onlara yolun herkese açık olduğunu ancak kendinin Godot olmadığını söyler.Vladimir ve Estragon, Lucky’ye yer yer acır ve yer yer kızarlar. Pozzo ise bir efendi gibidir. İkinci perde de ise Pozzo kör, Lucky ise dilsiz olmuştur. Bu ikilinin Vladimir ve Estragon ile tek ilgisi fiziksel rahatsızlıklarıdır. İlk yarıda Lucky’den yeteneklerini göstermesi istenir. Pozzo ona ‘’dans et’’ der. Dans edemeyince düşünmesi istenir. Lucky’nin konuşması düşünme eylemini gösterir. Tiradını son derece bilgiççe okur. Cümle içinde kullandığı her kelimeyi özenle seçmiştir ve başlı başına bir bilgi yığınıdır. Perde sonunda ortaya çıkan çocuk ise Godot’tan birtakım haberler getirmiştir. Vladimir ve Estragon çocuğu belirli ölçü de sıkarak ona sorular sorarlar Bay Godot ile mi çalıştığını, onu dövüp dövmediğini, mutlu olup olmadığını ve Godot hakkında ne biliyorsa söylemesi gerektiğini söyler ancak çocuk kararsız ve endişelidir. Bay Godot çocuğun ağabeyini dövmekte ve çocukları karın tokluğuna çalıştırmaktadır. Bu haberlerin hiçbiri Godot hakkında onlara bilgi vermez çocuğun getirdiği bilgi ise Godot’un o akşam değil ancak diğer akşam Vladimir ve Estragon’a geleceği yönündedir.  Bu haberler sonrasında Vladimir ve Estragon’da bir değişim görülmez. Sürekli aynı yerde ve aynı zaman da buluşan bu ikilinin hayat boyu tek amaçları onları bu sefil hayattan kurtaracak Godot’yu beklemek üzerine kuruludur ki Godot hiç gelmez. 

Kişiler:

Vladimir: Oyunda karakterlerin yaşı verilmemiştir ancak okuyucu kafasında karakterleri düşünürken Didi’yi 30’lu yaşlarında olarak hayal etmiştir. Okuyucuya geçen enerji de Didi yani Vladimir kasık ağrısı çeken, rahatsız, içinde bulunduğu durumdan hoşlanmayan ancak Godot’yu beklemek konusunda ısrarcı olan bir karakterdir. Estragon’u ne olursa olsun Godt konusunda ikna edişi amaçsızdır. Hayatını hiç olmayacak bir şeyin üstüne kurmaya ve arkadaşını da onun yolunda feda etmeye hazır bir karakterdir. Şapkasının ona olmadığını, kafasını acıttığını iddia eder sürekli ve havuç yemeyi sever. Arkadaşıyla birbirlerini o kadar tanımıyorlardır ki Vladimir ilk havuç çıkarttığında Estragon bir anlığına şaşkına uğrar kim bilir belki geceler ve günlerce orada buluşmuş ve bir amaca yönelik durmuş iki kişi arasındaki en umutsuz an budur. Godot’yu kafasında öyle bir yere koymuştur onu dini karakterlerle eşleştirmiştir. Sanki onun için bir dini sembolize eder Godot. 

Estragon-Gogo ise ayakkabısı sürekli ayağını vurur. Bu yüzden hareket yeteneği sıkıntılıdır. Yürürken rahat değildir. Ancak yine de sallanarak yürümeye devam eder.  Bulunduğu yerden gitmek ister ancak bir türlü gidemez çünkü her ne olursa olsun onun da küçük bir inancı vardır önce arkadaşı Vladimir’i yarı yolda bırakmak istemez sonra da Godot’nun geleceğini ümit eder sürekli. İncil’i okumuş ve Lut’un olduğu yeri çok sevmiştir. Godot onları kurtardığı zaman oraya gideceğini ve belki sevdiği kadınla evlenince oraya yerleşeceğini düşünür. Hep açtır Vladimir’in verdiği havuçları pek sevmez ancak şalgamdan ve sarımsaktansa havuçları yemeyi tercih eder. Vladimir’in anlattığı hikayelerle ilgilenmez. Tek başına kalamaz, Vladimir’e ihtiyaç duyar. Birilerinden sürekli dayak yer ama kim olduklarını göremeyiz. Godot hakkında Vladimir kadar bilgisi yoktur yalnızca bir umutla Godot’yu bekler.

Pozzo, sirk müdürüdür. Elinde sürekli kırbaç ve ip vardır. Bunları Lucky’e karşı kullanmaktan hiç çekinmez, Lucky ile arasındaki ilişki şiddete dayanır.  Kararlı ve güçlü biridir. Cümlelerini kendi varlığı üzerinden göstermeye çalışır. Vladimir ve Estragon onu Godot sandığında başta gerçeği söyleyemez ve biraz durup ona dalkavukluk yapmalarına izin verir. Daha sonradan ise yolun kendisine ait olduğunu öne atar tabii sonradan bu konuda da kendini düzeltir.  Ne yapması gerektiği ve nerede olması hakkında her zaman bilgisi vardır. Astım hastasıdır. Küçümseyici bir tavır içindedir. Birinci perdede oturmakta güçlük çekerken, ikinci perde de ayakta duramaz ve kördür. Bu onun Lucky ile olan ilişkisinin bir önsemesidir. Lucky’e karşı kötü davranışlarının bir cezası olarak kör kalmıştır ancak yine de onu yanından ayırmaz. 

Lucky ise bir köledir. Eylemleri belirsiz ve kararsızdır. Yaşlı ve güçten düşmüştür.  Pozzo’ya hizmet etmek için yıllarını vermiştir ve Pozzo’nun uşağı aynı zaman da dayak atabileceği bir adamdır.  Durumları psikotiktir. Aralarında sadist-mazoşist bir ilişki vardır. Pozzo ne yaparsa yapsın hatta kör olduğunda bile onu bırakabilecekken bunu yapamaz, onu sahiplenmiştir aslında kendisini onun hizmetkarından ziyade yol arkadaşı olarak görmektedir. 

Çocuk: Godot’nun hizmetkarıdır, kararsız ve endişelidir. Godot’nun onu döveceğinden korkar ki Godot onu ve ağabeyini sürekli dövmektedir. Çocuk yine de Pozzo ve Lucky ilişkisindeki gibi Godot’yu bırakamaz. İhtiyacı olduğunu düşünür çünkü Godot onlara kalabilecekleri bir yer vermiştir ve onları besliyordur.

2.ORTAM ÇÖZÜMLEMESİ

    2.1.Yazıldığı dönemin siyasal, toplumsal koşulları ve bunların yazarla ilişkisi: Yazarın doğduğu yıl Lumiere kardeşler renkli fotoğrafı keşfettiler ve çok kısa bir zaman sonra ilk sinema açıldı. Bu o yüzyıllar içindeki en önemli gelişmelerden biriydi. Dünya artık teknolojiye bir adım daha yakındı. 1940’lı yıllara geldiğimizde ilk atom bombası atıldı, ikinci dünya savaşı devam ediyordu ve Rusya tarafından İrlanda da dahil olmak üzere birçok ülke bombalandı. Tüm dünya halkları daha birinci dünya savaşının şokunu ve zorluğunu atlamamışken ikincisiyle karşı karşıyaydılar. Yazar, güçlüğün ve zorluğun içinden doğup eserlerini savaş sonrası yazmaya ve yayımlaya başladı. Eserlerinde görülen minimalize ve absürt akım savaş sonrası çılgınlığın çığlığıdır gibi geliyor bana. Zorlu yaşamında önüne birçok engel çıkmış olsa bile eserlerini yazmaya ve seyahat etmeye devam etmiştir. Edebiyatta arkadaşlarını etkilemiş ve yeni bir akımın öncüsü olarak göz önüne gelmiştir. Aslında bakıldığı zaman savaş ve yokluğun insanın bilişini açabileceğini düşünebilir miyiz diye sorguluyorum.

İnsan, savaşın sonunda insanlığını ve değerlerini yitirebilir. Bu dönemin en büyük etkilerinden biri insanların absürt akımı geliştirmesi olmuştur. Öyle ki gerçeklikten uzak, yalnızca sorunların var olduğu bir dönemden sonra insanların edebiyat alanında gerçekçilik akımıyla devam edebilmesi ve dönemi yansıtabilmesinin zorluğu göz önüne alındığında yapılan iş mantıklıdır. Absürt tiyatronun ve akımın var olabilmesine ön ayak olan ikinci dünya savaşı bir anlamıyla elbette çok kötüdür. Varlığını yitiren milletler ve saldırgan hükümetlerden sonra gündelik yaşama dönemeyen insanların varlığı, babasının hastalığı da üstüne eklenince Samuel Beckett’in iki yıl psikolojik tedavi almıştır. Bu dönemden sonra insanların büyük bir çoğunluğu amaçlarını, insanlıklarını ve inançları yitirdiler. Sonuçta, böyle bir dünyada yaşamak anlamsızlaştı. 

İnsanları istemedikleri bir sürecin içine sokan hükümetlere herhangi bir şey olmamış olsa da o ülke içerisinde yaşayan insanların psikolojileri belki de hiç düzelemedi. Yazarın, bu süreç sonunda yazdığı eserlerde ve ikinci dünya savaşı sonrasında çılgınlığa dönen edebiyat dünyasına bakıldığı zaman savaşın insanlar üzerindeki etkisi çok net görülmektedir. 

   2.2.Dönemin sanatına egemen olan akım-akımlar: Elbette ki bu dönemin en önemli akımları içerisinde Egzistansiyalizm yani Varoluşçuluktan bahsetmemek olmaz. İkinci Dünya Savaşı'nın son yıllarında bağımsız bir felsefe olarak ortaya çıkmıştır. Felsefe ve edebiyat alanında en önemli temsilcisi ve kurucusu Jean Paul Sartre'dır. Bu akıma göre, insan kendi özünü kendisi seçer. Bu görüş şöyle özetlenebilir: "Var" olma "öz"den önce gelir; yani, insan önce dünyaya gelir, var olur, ondan sonra olmak istediği gibi olur. Egzistansiyalizmin bu anlayışı, Nietzsche nin, "Her insan, tarihte eşi bir daha tekrarlanmayacak biricik harikadır.'' sözünde, özlü ifadesini bulur. Yine bu dönem içerisinde bulunan Absürt tiyatro, yoğun olarak 1940 ve 1960’lı yılları etkiledi. Avrupa’nın bunalımlı insan tipini, bu insanın dünyaya bakış açısını ve dünya ile olan ilişkisini yansıtan absürd tiyatro, insan ile dünya arasında mutlak- yazgısal uyumsuzluğun yaşandığı tezini öne sürerek, kötümser ve eylem içermeyen bir duruş sergiler. Dünyanın anlamsız, yaşamın ise akıl dışı olduğunu sahnede de uyumsuzluk yaratarak gösteren bu tiyatro hareketi, geleneksel söylem biçimlerinin hepsini reddederek, bunların insanı aldattığını savunur. 

  2.3.Oyunun türü: Kapalı biçim bir oyundur. Oyunda mekan, zaman, olay birliği sağlanmıştır, bu da oyunu dramatik yapıda kılar.

2.4.Yazarın özgeçmişi, dünya görüşü, sanat anlayışı ve tiyatro sanatına yaklaşımı: 

SAMUEL BECKETT

Samuel Barclay Beckett (13 Nisan 1906; Foxrock, Dublin - 22 Aralık 1989, Paris). İrlandalı yazar, oyun yazarı, eleştirmen ve şair. 20. yüzyıl deneysel edebiyatının önde gelen yazarlarından biridir. James Joyce'un takipçisi olduğu için "son modernistlerden", daha sonraki pek çok yazarı etkilemiş olduğu için de "ilk postmodernistlerden" biri olarak değerlendirilir. Beckett ayrıca, Martin Esslin'in "Absürt Tiyatro" olarak adlandırdığı akımın en önemli yazarı sayılmaktadır. Eserlerinin çoğunu Fransızca ya da İngilizce yazıp, diğer dile kendisi çevirmiştir. Beckett'in eserleri sade ve temel olarak minimalisttir. Bazı yorumlara göre, çağdaş insanın durumu hakkında oldukça kötümser, hatta hiççi eserler vermiştir. Gittikçe daha kısa ve özlü eserler veren Beckett, bu kötümserliği kara mizah yoluyla anlatır. İnsanın dünyadaki varlığını, çekilmesi gereken bir çile olarak gören yazarın doğum gününü değiştirirken Paskalya'dan önceki son cumaya (Good Friday) denk gelen 13 Nisan tarihini özellikle seçtiği öne sürülmüştür. Beckett, kolej eğitimi almış iyi bir aileden gelen bir çocuktu. Kendinin de eğitimine önem veriliyordu. Bu yüzden önce İngiltere olmak üzere Fransa gibi büyük edebiyat ülkelerine gidip edebiyatı öğrendi. Küçük öykülerle ödüller kazandı. Buralarda edindiği arkadaşlarına fikir öncüsü oldu. İkinci Dünya Savaşı ile birlikte her şey bir anda kötüleşmeye başladı. Fransız Direniş ekibinde olduğu için hükümet ona bir madalya verdi. Ancak o bunu izcilik işleri olarak adlanıyordu. Savaştan sonra Dublin’e döndü ve evinde bir gece otururken Krapp’ın Son Bandı’nı yazmaya koyuldu. Bunu yazarken dünyadaki kaybeden kişileri düşünüyordu. Bu eserinden sonra kendini ve eserlerini bilmeyen, yapamayan, sürgün edilmiş, yoksun hayatlar üzerine kuracaktı. Kendisi aslında Deneysel Edebiyatçıydı. Ancak birçok akıma ön ayak olmuştu bu yüzden onu Absürt akımda da görüyoruz, varoluşçulukta da, minimalizmde de. 

Yazarın bazı eserleri:

Tiyatro

Eleutheria (1947; yayımlanması 1995)

Godot'yu Beklerken (En attendant Godot) (1952)

Sözsüz Oyun I (1956)

Oyun Sonu (Fin de partie) (1957)

Krapp'ın Son Bandı (1958)

Radyo

Tüm Düşenler (1956)

From an Abandoned Work (1957)

Korlar (1959)

Eski Şarkı (1960)

Televizyon

Söyle Joe (1965)

Hayalet Üçlüsü (1975)

...ama bulutlar... (1976)

Quad I + II (1981)

Roman

Sıradan Kadınlar Düşü (1932; yayımlanması 1992)

Murphy (1938)

Watt (1945; yayımlanması 1953)

Mercier ile Camier (1946; yayımlanması 1970)

Molloy (1951)

Malone Ölüyor (1951)

3.DRAMATURGİ ÇÖZÜMLEMESİ

   3.1.Tema 

   3.1.1.Ana tema: Umudu beklemek 

   3.1.2.Yan temalar: Arkadaşlık, kurtarıcıya ihtiyaç duyma

   3.2.Mesaj  

   3.2.1.Asal mesaj: İnsan kendini kurtarması için birini beklemeye başlarsa, sonsuza kadar onu bekler. 

   3.3.Karşıtlıklar

   3.3.1.Asal karşıtlık: Vladimir-Estragon x    Godot

                                      Umut etmek           x     Hiçlik

                                                Bekleyiş       x      Gelmemek

3.3.2.Yan karşıtlıklar: Pozzo    x    Lucky

                                       Köle      x    Efendi

3.4.Durum      

 3.4.1.Mekan: Kır yolu üstünde bir ağacın yanı.

 3.4.2.Atmosfer: İç içe girmiş, bunalımlı aynı zaman da uzun soluklu bir bekleyiş. Hiç gelmeyecek birine karşı sıkışık bir düzlem. Gösterilen hava açık olabilir ancak oyuncuların ya da kişilerin akşam buluşmasından anlayacağımız üzere yorucu ve bunaltıcı bir ortam. 

3.5.Kişileştirme

 3.5.1.Kişileştirmenin genel kurgusu

 3.5.1.1.Asal kişiler: Vladimir ve Estragon

 3.5.1.2.İkincil kişiler: Pozzo ve Lucky

 3.5.1.3.Yan kişiler: Çocuk

 3.5.1.4.Figüranlar: Godot

3.5.2.Rollerin yapısal özellikleri

3.5.2.1.Biyolojik özellikler:

Vladimir: Erkek, kasık ağrıları var, boyu ve yaşı belirtilmemiş.

Estragon: Erkek, baş ağrıları var, boyu ve yaşı belirtilmemiş.

Pozzo: Erkek, kör ve ayak ağrıları var. Boyu ve yaşı verilmemiş ancak Lucky’e göre genç.

Lucky: Erkek, uzun boylu, yaşlı.

Çocuk: Erkek, zayıf, boyu ve yaşı verilmemiş.

3.5.2.2.Psikolojik özellikler:

Vladimir: İnançlı, vazgeçmeyen bir karakteri var.

Estragon: İnançsız, sıkılgan, unutkan.

Pozzo: Psikolojik olarak Lucky’ye saplantılı aralarında sadist-mazoşist bir ilişki var. 

Lucky: Pozzo’ya karşı saplantılı. Aşağılanmak ve eziyet hoşuna gidiyor. 

Çocuk: Godot’dan şiddet görse de onu bırakamıyor, saplantılı. 

3.5.2.3.Sosyolojik özellikler:

Vladimir: Oyuncu, soytarı. Kapanmış bir lunapark oyuncusu. Sahne adı Didi.

Estragon: Kapanmış bir lunapark oyuncusu. Sahne adı Gogo.

Pozzo: Sirk müdürü. Herkesi elinde tutabileceğini sanıyor.

Lucky: Pozzo’nun uşağı ve kölesi. 

Çocuk: Godot’un çiftliğinde keçileri güdüyor. Godot’un uşağı ve habercisi.

3.5.2.4.Tavır özellikleri:

Vladimir: İçinde bulundukları durum yüzünden kıstırılmış gibi hissediyor. Bu duruma karşı çıkabilmek için Estragon’dan daha etken davranmaya çalışıyor.

Estragon: Vladimir’in arkadaşı olduğu için ona kıyamıyor ve onunla beraber bir umut ışığı arıyor. Bu durumda Vladimir’in etkilediği kişi olarak daha edilgen bir yapıda. 

Pozzo: Hiç kimseye karşı bir boyun eğme durumu olmadığı için etken bir karakter. İstediğini yapabileceğini zannediyor ancak psikolojik ve fizyolojik sorunları yüzünden Lucky’ye bağlı.

Lucky: Pozzo’nun yanında durması onu edilgen bir karakter yapıyor ancak ikinci perde de görüyoruz ki Pozzo’nun ona ne kadar ihtiyacı varsa onun da Pozzo’ya ihtiyacı var. Birlikte mutualist ve psikotik bir ilişki içindeler.

Çocuk: Godot’dan korktuğu için davranışları çekimser ve edilgen. 

3.5.3.Rollerin işlevsel özellikleri

3.5.3.1.Rolün konumu:

Vladimir: Karakterlerin içinde umut ve istekle hedefine ulaşmayı bekleyen tek kişi olması sebebiyle etkendir ve oyununun dramatik yapısının kurulmasındaki etkin karakter olması sebebiyle baş at karakterlerinden biridir. 

Estragon: Arkadaşını yalnız bırakmamak için onun yanında durması ve onu desteklemesi sebebiyle edilgen de olsa baş at karakterlerden biridir. 

Pozzo: Oyunda ki konumu ve ilişki kuramaması nedeniyle Lucky’ye bağlıdır ve etkindir. 

Lucky: Köle rolünün benimsenmiş bir göstergesi olarak her şartta Pozzo’nun yanında olmasıyla edilgendir ve oyun da Pozzo hariç önemi yoktur.

Çocuk: Godot’dan haber getirmesi ile edilgenlikten diğer insanlar için etken bir konuma geçer ancak tekrar edilgenliğe döner. 

3.5.3.2.İşlevi:

Vladimir: Umudu ve isteği ile hayata karşı bir inancın göstergesidir. Çocuğun halini görse bile Godot’dan ümitlidir.

Estragon: Arkadaşlığın önemi ve ne olursa olsun umuda tutunmak için gösterdiği şey inançtır. Sevgi ve inancın göstergesidir.

Pozzo: Kendini gerçekleştiremeyen, yavaş yavaş tükenen bir varlığın göstergesidir.

Lucky: Estragon gibi yol arkadaşını bırakmak istemeyişi sevginin göstergesidir ancak Pozzo ile kaybeden tarafta kalmaya mecburdur.

Çocuk: Godot’dan asla kurtulamayacak olduğunun farkındadır ve mutsuzluğun asıl görüntüsüdür aslında ancak bunun farkında değildir.

3.5.3.3.Yönelişi:

Vladimir: Godot’yu beklese de aslında gelmeyeceğini içten içe bilir ki Godot gelse bile o kaçacaktır. Yine de absürt bağlamında bakılırsa her türlü kaybedeceği için sorun yoktur. 

Estragon: Avuntusu Vladimir ile olan bağıdır. Ancak hiçbir şey istememektedir aslında. 

Pozzo: Oyundaki tek amacı Lucky’ye işkence etmektir.

Lucky: Oyunun sarmal yapısında sürekli şekil değiştirir ancak yönelimi hiç değişmez hep Pozzo’nun yanında uşaktır.

Çocuk: Godot’dan haber getirmek.

3.5.3.4.Karşısındaki engel:   

Vladimir: Kendisidir. Aslında yapmak istiyor mudur emin değildir ve zaman sarmalında günler hep aynı şekilde tekrar eder ve hiçbir gün Godot gelmez.

Estragon: Zamanda yaşanan döngünün farkındadır ve umudu giderek kaybolur. Önünde ki tek engel Vladimir ve onun umududur.

Pozzo: Önünde engel yoktur.

Lucky: Kendini gerçekleştirmek için önündeki engel Pozzo’dur ancak bunu umursamaz.

Çocuk: Godot ile aynı yerde olmak onun en büyük engelidir çünkü iyi bir yaşam istemektedir ve bunun Godot ile olmayacağını bilmektedir.

3.5.3.6.Gelişim:

Vladimir: Godot’yu beklemek için bir gün daha ister eğer Godot gelmezse kendilerini öldüreceklerdir.

Estragon: Sonunda arkadaşını Godot’nun gelmeyeceğine inandırmıştır ve ayrılmaya karar verirler.

3.5.3.6.Sonuç:

Vladimir: Godot’nun gelmesi için gereken bir günü beklemeye devam eder.

Estragon: Arkadaşı ile yolları ayırmayı ya da ölmeyi tercih eder ancak ip kopar diğer gün ip için buluşacak ya da Godot gelecektir.

Pozzo: Lucky ile birlikte yoluna devam eder ve günleri tekrarlar.

Lucky: Pozzo ile ilişkisine devam eder.

Çocuk: Godot’nun hizmetçisi olarak devam eder.

  3.6.Aksiyon gelişimi

 3.6.1.İç aksiyon gelişimi: İç aksiyonun gelişimi absürdün saçma, birbirini doğurmayan  replikleriyle sağlanmıştır. 

3.6.2.Dış aksiyon gelişimi: Önemli olan oyuncuların (karakterlerin) göstermek istediği umut olduğu için dış aksiyon da gösterilen açlık, kavga ve intihar sahneleri çok önem kazanmamıştır. Ancak oyun için yeterlidir.

3.7.Olaylar dizisi 

3.7.1.Asal olayın gelişimi: Oyun yırtık pırtık kıyafetlerle sahneye gelmiş olan Gogo ve Didi ile başlar, bu isimler onların sahne isimleridir. Sahne giysileri içinde rahat değillerdir. Ancak iki farklı istikametten her gün aynı noktaya gelirler ve aynı şeyi isterler. Godot’nun gelmesini. Godot onlar için bir umuttur ve bu umudu her gün beklerler. Bir gün Godot’nun hizmetlisi Çocuk gelir ve Godot’nun gelmeyeceğini bildirir ancak yarın mutlaka gelecektir. Vladimir ve Estragon aç olsalar da Godot’yu beklerler. Yağmur yağsa da, hasta olsalar da önemli olan tek şey Godot’nun gelmesi ve onları kurtarmasıdır. Farkına varmadan Godot onları her gün oyalıyordur ve onlar en sonunda Pozzo ve Lucky sayesinde gerçeği biraz bile olsa aralarlar.

3.7.2.Yan olayların gelişimi: Pozzo’nun Lucky’yi dövmesi, çocuğun ailesinden bahsetmesi, Vladimir ve Estragon’nun gereksiz konulardan konuşması yan olaylardır. 

3.7.3.Serim: İlk perdede; Vladimir ve Estragon’un diyologları ile giriş sağlanır. Zaman akşam üzeridir. Godot’yu beklemek üzerine olan konuşmalarında okuyucu üzerinde bir merak oluşturulur. 

İkinci perdede; Kişiler kendilerini daha açık ifade etmeye ve sürekli gelip gitmeye odaklanırlar.

3.7.4.Gelişim: İlk perdede; Çocuğun gelişi ve Godot’dan haber getirmesi ile karakterler de gelişim sağlanıyor.

İkinci perdede; Yaşanan her şeyin aynı olduğunu fark eden karakterler endişeye düşüyor buradan gelişim sağlanıyor.

3.7.5.Düğümler: İlk perdede; Bu adamlar neyi bekliyor, neden buradalar diye merak ediyoruz. Sonra çocuk Godot’dan haber getiriyor. Bu haber sonrasında karakterler de umut üzerine ve gelip gelmeyeceği üzerine bir düğüm oluşuyor. Pozzo ve Lucky’i görüyorlar ve Pozzo’nun Godot olup olmadığını merak ettikleri için bir düğüm de burada oluşuyor. 

İkinci perdede; Karakterler aynı şeyleri tekrarlıyorlar ancak Estragon ‘’biz dün tanışmamış mıydık’’ cümlesini kuruyor bu cümle de zaman da bir oynama mı var yoksa unutuyor muyuz düğümünü atıyor. 

3.7.6.Doruk nokta: Godot’nun gelmemesi üzerine ağaca ip bağlayarak kendilerini asma sahneleri. Eğer Godot yarın gelirse kendimizi öldürmeyeceğiz ve ayrılacağız derler. 

3.7.7.Çözümler: Oyunda karakterlerin (Vladimir ve Estragon) birbirlerine sonsuz bağlanışları ve umutlarının biraz kırılmış olması onları ayırır. Oyunda görülen tek çözüm onların ayrılığıdır. 

3.8.Simgeler: Ağaç umudu simgelemektedir. Nitekim aynı ağaçta intihar etmeye çalışırlar. 

3.9.Motifler: Vladimir’in anlattığı hikayeler Godot’yu ve umudun geleceğini gösterir. Aynı zaman da üstlerinde ki giysilerin hepsi rezil durumdadır ama onları çıkaramazlar çünkü başka eşyaları yoktur. Bu da oyun içerisinde Godot’nun asla gelmeyeceğini ve o elbiselerden yani hayatlarından kurtulamayacaklarını belirtir. 

3.10.Dokusal birimler

3.10.1.Fantastik ve hayal ürünü: Dahası da var. O şeyin aktığı yerde adamotları biter. Bu otlar söküldükleri zaman ondan öyle bağırırlar. Bilmiyor muydun bunu? (sf.24)

3.10.2.Gerçek ve gözleme dayalı: ESTRAGON: Şuna bak! (Havucun kalan kısmını yaprak kökünden kaldırıp, gözünün önünde döndürür.) Tuhaf, yedikçe tatsızlaşıyor. (sf.28)

3.10.3.İronik: VLADİMİR: Ne kaybederiz? (sf.37)

3.10.4.Lirik: POZZO: Çok doğal bir şey bu, çok doğal. Ben de sizin yerinizde olsaydım, benim de sizin gibi bir Godin...Godet...Godot...ya da her kimse onunla bir randevum olsaydı, zifiri karanlık çökmeden vazgeçmez, beklerdim. (sf.51)

3.10.5.Epik: Bir köpek girdi mutfağa... (sf.77)

3.10.6.Didaktik: Vladimir: Söyleyin de düşünsün: Şapkasını verin. Şapkası olmadan düşünemez. (sf.59)

3.10.7.Etik: Pozzo: Kalk domuz! ESTRAGON: Ölmüştür belki de. VLADÎMÎR: Öldüreceksiniz onu. (sf.64)

3.10.8.Retorik: VLADÎMÎR: Doğru ama bu kadar çabuk değil. (sf.68)

3.10.9.Erotik: Örnek verilebilecek cümle bulunmamıştır.

3.10.10.Politik: VLADÎMÎR: Bay Godot için mi çalışıyorsun? (sf.72)

3.10.11.Dinsel: Tanrı'nın görüntüsünde yaratılmış! (sf.32)

3.10.12.Psikolojik: VLADÎMÎR: Değişmişler. ESTRAGON: Olabilir. Hepsi değişiyor. Bir tek biz değişemiyoruz. (sf.69)

3.10.13.Sosyolojik: Godot'nun yarın mutlaka geleceğini söyledi. (Bir an.) Buna ne dersin? O zaman bütün yapacağımız burada beklemek. (sf.75)

3.10.14.Felsefi: Örnek verilebilecek cümle bulunmamıştır.

3.10.16.Oyunun türünden kaynaklanan:

Vladimir- Godot'yu bekliyoruz.

Estragon- Otur oturduğun yerde!

Pozzo- Kim olacak! Siz düşünmeyi bilmiyor musunuz yoksa, siz ikiniz?

Lucky-  Örnek verilebilecek cümle bulunmamıştır.

Çocuk-  Bay Godot bu akşam gelemeyeceğini, ama yarın mutlaka geleceğini söylememi istedi.

3.10.18.Yazarın dünya görüşünden kaynaklanan doku: Çocuk ve Vladimir arasında: Mutsuz musun?(Çocuk duraksar.) Duyuyor musun beni? Evet Efendim. Eee? Bilmiyorum Efendim. Demek mutsuz olup olmadığını bilmiyorsun? Hayır Efendim. Desene senin halin de benimki kadar kötü.(Sesizlik.) Nerede yatıyorsun? Tavanarasında Efendim. (sf.73)

4.DEĞERLENDİRME ve ÖNERİLER

Oyunda gösterilen umudu bekleme, bir başka kimseye bel bağlama olguları ana dramatik yapıyı oluşturuyor. Bu yapı üzerinden gidilmesinde ki en büyük olaylardan biri şüphesiz ikinci dünya savaşıdır. Savaşın sonrasında yazılan bu eser de savaş sonrası insanları ve o insanların umut avcılığını görüyoruz. Yalnızca bu da değil o insanların savaş unutkanlığı da gösterilmiş. Pozzo’nun ‘’benden yardım beklemeyin, dünü hatırlamıyorum yarın da bugünü hatırlamayacağım’’ demesi bunu gösteriyor. Bu da bir yönüyle ana temayı hem umut hem de unutkanlık üzerine yönlendiriyor. Oyunun kahramanı olan Godot aslında kötü bir karakterdir. Gözle görülmez, sesi duyulmaz belki hiç gelmeyecek olan bir hayatın olasılığıdır o. Bu da Godot’dan sonra ikinci kahramanları bize verir o umudu bekleyen Vladimir ve Estragon’u. Bu iki karakter sirkte palyaçoluk, oyunculuk yapan sıradan insanlardır. Hayatlarında ki hiçbir şey iyi gitmez adeta bir yoksunluk içindedirler. Ellerinden bir şey gelmez, kendilerini kurtarmak istemezler. Belki bir ihtimal olarak hayatlarından kurtulmak için intiharı denerler ancak onda bile başarılı olamazlar. Godot’nun hiç gelmeyişi ve karakterlerin kıyafetleri burada bir önsemeyi verir bize bu önseme karakterlerin hayatlarından kurtulamayacağı üzerinedir. Ki aslında ne kadar ayakkabısı sıksa bile o ayakkabıyı seven Estragon gibidir oyun, bir umut ve istekle o hayattan kurtulmak üzerinedir. 

Oyunda bireyin hiçbir şey yapamayışından, kendini kurtaramayışından, takılı kalmaktan, işe yaramamasından bahsedilmektedir. Oyunda ki Godot karakteri üst bir bilişi simgelemektedir. Bu üst biliş güya alt sınıfta ki bu iki karakteri yaşadıkları hayattan kurtaracaktır ama bir türlü gelmez tıpkı savaş zamanı ‘’hükümettekilerin’’ yardım etmemesi, gelmemesi gibi... 

Oyunu gerçek düzleme indirgediğimizde aslında bu tip insanlarla bir arada yaşadığımızın farkına varıyorum. Bir dilenci bizden yardım isterken acaba onun Godot’u biz mi oluyoruz diye düşünüyorum. Ya da bizim Godot’umuz kim acaba diye merak ediyorum. Oyun da Godot’un gelip gelmeyeceği okuyucuya verilmemiştir. Okuyucu sonu kendi tasarlayacaktır. Benim tasarladığım son da Godot gelmiyor. Godot’un gelmesi Dünya’yı daha iyi bir yer yapabilir, o umudun gerçek olduğuna bizleri inandırabilir ancak biz biliyoruz o umut gerçek değil.

Reji aşamasında oyuna bakıldığında Godot’u beklerken ağacın etrafında oturan Vladimir ve Estragon’un olduğu sahneler nokta ışık ile aydınlatılabilir. Onların bu durumdan kurtulamayacaklarına önseme olarak o ışık bu ikilinin tüm sahnelerinde kullanılabilir. Çocuğun geldiği sahne için sarı(ilahi) bir ışık kullanılabilir bu da Godot’un habercisinin aslında var olmadığından ve onun sadece bir hayal ürünü olarak kullanılabileceğini gösterir. Pozzo ve Lucky ise aslında aralarında hem psikotik bir hastalığı hem de Godot gelirse Vladimir ve Estragon’un nasıl olacağına bir önsemedir. Bu yüzden Pozzo ve Lucky’nin olduğu sahneler de bir gerilim oluşturulması için hem ses efekti hem de alttan hafif esinti verilebilir (seyirci de tüy ürpermesi yaratması açısından).

Oyun metninde anlaşamamazlık ve kendini anlatamama durumu görüldüğü için eğer oyun sahnelenecek ise mutlaka şitrih yapılması kanısındayım. Oyun içerisinde yazarın belirttiği açlık, yiyecek bulamama, açgözlülük durumlarının altının çizilmesi ve Godot’nun gelmeyeceğini haber veren çocuğun o sahnesi özellikle dikkate alınmalıdır. Hiçbir güncel öğeye yer verilmemesi ve oyunun orijinalliğini koruması tarafındayım çünkü oyun her dönem mutlaka kendini anlatabilecek ögelere sahiptir. 


KAYNAKLAR

Godot’yu Beklerken, Tuncay Birkan çevirisi                    Samuel Beckett

Doğum Günü Partisi Dramaturgi Raporu                        V. Yasin AKYÜZ

Godot’yu Beklerken Oyununun Yapısalcı Yöntemle Çözümlenmesi     Sercan Özinan

 Emine GÖRE



























Yorumlar